TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN TANIMI VE GELİŞİMİ..
ALİ  KARACA

ALİ KARACA

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN TANIMI VE GELİŞİMİ..

04 Ekim 2020 - 12:14

  ''Kişi kendi kavmini sevmekle kınanmaz.''
       (Hz Muhammed S.A.V)

    Türk milliyetçiliği, Türklerin özgürlüğünü, milli birliğini savunan ve Türk milletinin ilerlemesini, gelişmesini amaçlayan siyasi bir görüştür. 

   Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah katında en değerli ve en üstününüz Ondan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdar olandır. (Hucurat Suresi 13. Ayeti)

   Yüce kitabımız Kuran-i Kerimde ki ayeti kerime de (Hucurat Suresi 13. Ayetinde) Cenabı-ı Allah (C.C) insanları hangi fıtrat üzerine nasıl yarattğını ifade ediyor. Eğer yüce Allah (C.C) isteseydi ve dileseydi insanları tek bir ırk olarak yaratır ve farkını ortaya koyardı? Fakat sizleri milletlere aydık, birbirinizle tanışın kaynaşın diye de uyarıyor. Bir insanın kendi kavmini ve milliyetini sevmesi kafatasçılık ve faşizim değildir. Zaten Türk milliyetçiliği bu ayırıma karşı tez olarak doğmuştur.

    Türk milliyetçiliği sadece Türkiye Türklerini değil, tüm dünyada ki ırki anlamda ki Türk halklarını da kapsamaktadır. Yani Turan coğrafyası dediğimiz Töles (Bozkırda yaşan Türklerin genel adı) boylarını da içine alan bütün Türkler olarak görülebilir. Burada Türk Milliyetçiliği kişinin, mensubu olduğu (yani üyesi bulunduğu), cemiyet birimleri içinden, kendi milletini tercih etmesi, yine en çok değeri ona vermesi ve cemiyet birimleri sıralamasında, onu birinci sıraya yerleştirmesi gibi?

  Türk milliyetçiliği milletini ve mensubiyetini sevmek demektir, fakat, bu durum sırf kendi milletini sevmekten ibaret değildir. İnsan yaşadığı toplum üzerinde üyesi bulunduğu bir gruba karşı duyduğu bağlılık hissine bizler mensubiyet şuuru diyoruz. Yani asabiyet bakımından klan dediğimiz kan bağının yanında aynı kültür dairesinde birlikte yaşama ile aynı coğrafyanın mensubiyetine ait olma hali? Çünkü medeniyet ve muhasırlaşmanın gereği ortak kültürel değerlere sahip olmak da bu durumun bir tezahürüdür.

   Cemiyet dediğimiz şey de milleti dil, din, soy, kültür, vatan, tabiyet, ülkü, tarih, menfaat birliklerinin bir kaçının veya hepsinin belirlediği bir birimidir, diye tarif de edebiliriz. Ortak kültür coğrafyasında yaşayan aynı hedef için mücadele etme azmi; Selçuklu ve Osmanlı Ordusunda (Sırp, Boşnak, Arnavut, Bulgar) askerlerinin aynı ortak gaye uğrunda savaşmaları gibi? Hatta farklı Devlet yapısın da karşı karşıya gelen Türk toplulukları da olmuştur. Aidiyet bağı ile bağlı olduğunuz veya yaşadığınız Devlet teşkilatı uğruna vermiş olduğunuz mücadele de bu durumun bir örneğidir.

    Türk milliyetçiliği fikrinin oluşmasında önemli katkıları olan Namık Kemal ve Süleyman Nazif gibi Osmanlı Devletinin önemli simalarının yanında yine Türk milliyetçiliğinin öncüsü ve fikir babası Ziya Gökalp ile başlayan bu akım (Türkçülüğün Esasları, Türk Töresi, Kızıl Elma ve Türkleşmek İslamlaşmak ve Muhasırlaşmak) adlı eserlerle birlikte zirve yaptı? Türk milliyetçiliği daha da geliştirilerek Yahya Kemal Beyatlı gibi Türk şiirinin öncüsü bir şairle gelişerek büyüdü. Ve yine daha sonra ünlü tarihçimiz Prof Dr Hüseyin Namık Orkun, Prof Dr Zeki Velidi Togan gibi meşhur tarihçilerimizin, yanında Orhan Şaik Gökyay gibi önemli Edebiyatçımız ve Hüseyin Nihal Atsız (Atsız ve Orkun Dergileri) sayesinde Türk Milli kimliğinin savunucuları oldular. Tabi ki bu milli akım büyük Türkçü ve Turancı şair ve yazarlarımız başta olmak üzere çok önemli dava adamları da yetiştirerek Türk milliyetçiliğine hizmet ettiler.

   Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasıyla birlikte Gazi Mustafa Kemal Atatürk (12 Nisan1931) yılında Türk Tarih Kurumunu (12 Temmuz 1932) Türk Dil Kurumu kurdurtarak özellikle Türk milli kimliği ve tarihi ve dili üzerinde önemli çalışmalar başlattı? Ciddi anlamda Anadolu medeniyetlerinin araştırılması ve önemli delillere ulaşılması bu dönemden sonra gerçekleştirilmiş oldu? 1932 ile 1935 yılları arasında Prof Dr Yusuf Akçura Türk Dil Kurumunun başkanlığını yürütmüştür. Kendileri Türkçülüğün önemli simalarındandır ve Harp Okulunda Türkçülük hareketine katılmaktan dolayı Fizana sürgün edilerek askerlikten uzaklaştırılmıştır. Kendi döneminde Ziya Gökalp gibi Türkçülüğün öncüsü bir fikir adamının gölgesinde kalması dolayısıyla çok ön plana çıkamamış ve hak ettiği değeri de görememiştir. 

    Daha sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün (10 Kasım 1938) vefatıyla birlikte Türk Milliyetçiliği o dönemde ki siyasi iktidar tarafından tehlike olarak görülmüş ve ciddi engellemeler ile karşılaşılmıştır. 1938 yılında ilk dergisi Bozkurt'u çıkartarak bu tehlikeyi sezen ve daha sonra da Ordinaryüs Profesörlüğe kadar terfi eden Reha Oğuz Türkkan gibi genç Türk Milliyetçileri bu işin öncüleri oldular. Kendilerinin ifadesine göre biz Türk milliyetçiliğini fikir esasına göre işledik ve tanıtmaya çalıştık oysa bizim büyüğümüz tarihçi ve şair Hüseyin Nihal Atsız Türk Milliyetçiliğini ruh esasına göre işleyerek Türk toplumuna önemli hizmetler etti ve milli şuurlu genç nesillerin yetişmesine vesile oldu. Bunlardan birisi de yine ünlü tarihçimiz Prof Dr İbrahim Kafesoğludur, (Türk Milliyetçiliğinin Meseleleri) adlı eseriyle bu konuda önemli hizmetler edenlerin başında gelmiştir.

   3 Mayıs 1944 yılında ki Türkçülük ve Turancılık davasından tutuklanan 23 Türk Milliyetçisi aydınlarının da aralarında bulunduğu önemli simalar Başbuğ Alparslan Türkeş de İstanbul'da bulunan Sansaryan Han'da ki Emniyet Müdürlüğünün tabutluklarında çeşitli işkence zulümlerle sindirilmeye çalışılması ve faşizme karşı yazılarıyla dergileri kapanan Hüseyin Nihal Atsız, Reha Oğuz Türkkan ve arkadaşlarının faşistlikle suçlanması ve Almanlarla iş birliği safsataları ve tutuklamalar sonunda beratla sonuçlanması yine de Türk milliyetçiliğinin yara almasına ve bir neslin ürkütülmesine vesile oldu? Amaçları Türk milli kimliğine hizmet etmek olan ve Orta Asya'dan itibaren mensubu olduğumuz kültürümüze ve geleneklerimize bağlılığı töreci yapımızı ön plana çıkartmak isteyenlerin böyle muamele görmeleri nasıl izah edilebilirdi ki?

    Türk Milliyetçiliği esasında, toplumda milli kültürü güçlendirmek ve hakim kılmak; mensup olunan millete ait, bilhassa manevi değerlerin yüceltilmesini gaye bilmek; milli ülkü ve emellerle geleneklere taraftarlık ve benzerleri arasında onlara öncelik vermek; millî değerleri, ülküleri, gelenekleri bütünüyle millî kültürü yabancı tesir ve tahriplere, şöyle veya böyle, şu veya bu sebeple meydana gelen bozulmalara karşı korumak ve müdafaa etmek; mensup olunan milletin devletine samimi bir sadakat hissi içinde bağlı olmak; millet ve devleti için her türlü fedakarlığı yapabilecek bir haleti ruhiyet ve ahlaki yaşayış içinde bulunmak; milletinin tarihine şuurla bağlanmak, milli zaferlerle iftihar duymak ve gururlanmak, milli felaket ve ıstıraplara yanmak ve üzülmek; Yani yaşamış olduğumuz Balkan ve Birinci Dünya harbi ve Çanakkale gibi savaşlarda ki hissiyatımıza tercüman olunması?

   Daha sonra gerçekleştirdiğimiz Milli mücadele ve Kurtuluş savaşımız Türk milletinin geleceğinin teminatı için top yekün bir birliktelikti? İşte Türk milliyetçiliği hakkında ümitli ve iyimser düşünmek, dinamik bir gelişme içinde güçlükleri yenerek milletini milletler cemiyetinin hür, eşit, şerefli ve kudretli bir üyesi yapmak; milletinin var olmak ve var kalmak azim ve iradesine bütün benliği ile bağlanarak hizmet etmek; şahsi hayatını milli değerlere samimi bir bağlılık içinde düzenlemek ve milli bir üslupla yaşamak; varlığını millet varlığından ayırmayan, millet için fedakarlığı esas kabul eden idealist bir İslam ahlakını fertlerin ve cemiyetin hayatına hakim olma durumu da ortaya koymaktır.

   Türkleşmek, İslamlaşmak ve Muhasırlaşmak adlı eserinde büyük mütekkefir ve fikir adamı Ziya Gökalp bu konuda; Türk milli kimliğinin ne kendi toplumundan ne inancından ne de muhasır medeniyetlerden kopmayacağını ve yine bu konuda Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bile kendisini takdir ettiğini, onun izinden gittiğini görmek bahtiyarlığı bizler için de çok önemlidir. Türk Milliyetçiliğinin Tanımı ve Gelişimi bu günlere gelişi milletimiz ve memleketimiz için büyük önem arz etmektedir. Her şey Türk toplumunun refahı ve mutluluğu içindir. Hiç kimseyi dışlamadan bulunduğu kültür dairesinde bir arada yaşama kabiliyeti gösteren ve adalet olgusundan şaşmayan Türklük şuuru rehberimiz olduğunu asla unutmayacağız. Yüce Türk milletinin mefküersi budur, o gayesi ve ülküsü uğruna fedakarlıklara katlanan, bu necip milletin bir parçası ve mensubu olduğu milletinin de yüz akıdır.

    ''Milli bir duruşun yoksa kuracağın hayalin istiklali olmaz.''
  

Ali KARACA
03.10.2020
İSTANBUL