MASON LOCALARINI KAPATILMASI.. (MUSTAFA KEMAL ATATÜRK)
ALİ  KARACA

ALİ KARACA

MASON LOCALARINI KAPATILMASI.. (MUSTAFA KEMAL ATATÜRK)

24 Haziran 2021 - 15:19

     Masonluğun, kardeşlik duygusuna dayalı, federal bir yapıya sahip, inisiyatif, hayırsever, sembolik, felsefi, seçici, hiyerarşik, uluslararası, hümanist ve kurucu bir kurum olduğu idda ediliyor.

   Masonluk üyesi, farmason, anlamına gelmektedir. Mason kelimesinin diğer bütün anlamları ile özdeşleşen diğer anlamı ise, ''Masonluğun ilke ve kurallarını benimsemiş, masonluğa üye olmuş kimse.'' demektir. Geleneksel ''G'' amblemi ile bulunan derneğin hem meşru hem de gayri meşru tanımları da birçok kaynakta yer almaktadır.

    Oysa gerçekte Masonluğun iç yüzü ve faaliyet alanları nelerdir, diye sorulduğunda yüce Türk milli kimliğine ve İslam dinine karşı illegal teşkilatlanması tarafından yürütülen bölücü ve yıkıcı faaliyetler olduğunu bilmeyeniniz de yoktur. Yahudiliğe hizmet eden kriptoculuk onların maske olarak kullandığı yüzleridir.

   Masonlar gizli bir örgüt, ne amaçlı olduğu açıklanmayan toplantılar yapıyorlar, din, dil, ırk ayrımı yapmadıklarını iddia ediyorlar, ama kadınlar mason olamıyor. Fakirler de mason olamıyor. Masonluğun bir Sembolleri olan yedi mumlu şamdan, aynı zamanda Israil'in de devlet sembolü oluyor. 1935 yılında Mustafa Kemal Atatürk tarafından ülkemize zararlı bulunan mason locaları kapatılıyor. Nedense Atatürk'ün ölümünden sonra bu Mason locaları İsmet İnönü zamanında yeniden açılıyor. Bu durum mutlaka masaya yatırılmalı ve Milli şef İsmet İnönü dönemi yeniden tektik edilerek Masonlara verilen imtiyazlar değerlendirilmelidir.

   Mason locaları hep Atatürk'ün kafasında soru işaretleri oluşturuyor ve uzun, uzun bu teşkilatları düşünüyordu? Dönemin  Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt'u çağırtarak, ona Bozkurt soyadını Atatürk kendisi vermişti, Mahmut Esat Bozkurt tam anlamıyla  bir kuvvayyi milliyeci ve komitacı, tavizsiz Türk'çü gözü kara yiğit birisi idi. Mustafa Kemal Atatürk kendisine Masonların durumu ile birlikte ilişkilerini ve teşkilat yapısını bildirir bir kitap verir. Bunu güzelce mütalaa et, ve değerlendir sonra da bir takrirle Cumhuriyet Halk Partisi Gurup Başkanlığına ver, parti gurubunda bunlara şiddetli bir hucüm yap ve kapanmalarına delalet et ki senin de bu işte büyük şeref payın olsun dedi.

    Mahmut Esat Bozkurt önce basın aracılığı ile  saldırılarına  baslar. Uzun dönem bu sert saldırılar devam eder. Kamuoyu hazırlanır,  çünkü bu işin halk ayağı da daha sonra meclise taşınır konu, Mahmut Esat Bozkurt, riyaset makamına bir takrir verdi ve takririn okunmasını reisten rica etti. Katip takriri okudu. Grup dinledi. Hulasası şöyle idi: Bizim eba an ced (dedemizden babamıza) gelen atalarımızın mensubu bulunduğu tarikatları kapattık, Masonluk da kökü dışarıda bir Yahudi tarikatından başka bir şey değildir.

    Memleketimizde bu Mason localarının ne işi vardır bunları bir gurup kararı ile kapatalım? Ve kendisi söz istedi; kürsüye gelerek takririni gayet veciz olarak izah etti? Meclisteki Masonların paçası tutuştu ve kendilerini bir telaştır aldı. Meşhur hatip ve büyük Türk'çü Mahmut Esat Bozkurt'a laf yetiştirebilir mi idi? Şükrü Kaya, masonluğun bir hayır müessesesi olduğunu kürsüden söylediği zaman; Gurubun hemen bütün azası yüzüne haykırdılar: Hayır eserleri nedir, birisini gösterebilir misin? Yalan söylüyorsun, in aşağı dediler.

    Mahmut Esat ise Masonluk kökü dışarıda, gizli, memleket ve millet için zararlı bir tarikat olduğunu ve her yerde umumi reisleri yani meşrık-ı azamları Yahudi bulunduğunu, bir çok vesaikle (belgelerle) ispat etti. Şükrü Kaya, Kazım Özalp, Mazhar Germen son çareyi Katib-i Umumi Recep Peker'e iltica etmekle buldular. Ve salonda oturan Recep Peker'in etrafını alarak yalvarmaya başladılar. Gurupta ki hava çok elektrikli idi? Heyecan son haddini bulmuş her taraftan kapatalım sesleri yükseliyordu. O esnada Recep Peker söz istedi ve kürsüye gelerek; Arkadaşlar çok mühim bir işin üstündeyiz, müsade buyurun, bu işi bir defa da devlet reisine (Atatürk'e) götürelim, onun da reyini alalım, gelecek hafta bugün tekrar huzurunuza getireceğim, dedi. Bu söz gurubun tasvibine mazhar oldu ve mesele gelecek haftaya kaldı.

    Bir hafta sonra olsun, biz herhalde bütün locaları kapatırız dediler. Ertesi hafta Recep Peker geldi ve kürsüye çıkarak şu müjdeyi verdi: Arkadaşlar, bugünden itibaren Türkiye'de masonluk kalmamıştır ve bütün locaları kapanmıştır, dedi. Salonda bir kıyamettir koptu; alkışlar, bağırmalar ve kahrolsun Yahudi uşakları sesleri tavanları çınlatıyordu.
Şükrü Kaya ile arkadaşları ortadan sırra kadem basmışlardı? Bir ülkenin tam bağımsız olduğunu gösteren en büyük delil böyle bir kararı milletin hür iradesinin temsil edildiği mecliste alınmış olmasından kaynaklanmıştır.

   
     Gurup dağıldıktan sonra Dr. Mim Kemal'i de önlerine katarak Meclis'teki masonlar toplu halde  Reis-i Cumhur'a yani Mustafa Kemal Atatürk'e gitmişlerdi. Mim Kemal Öke Reis-i Cumhur'a hitaben, efendim biz zaten maiyet-i devletinizdeyiz, fakat siz meşrık-ı azamımız olursanız biz pervane gibi etrafınızda dönüp dolaşırız, demiş. Kurucu liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, peki size bir şey soracağım bana cevap veriniz? Siz Avrupa'da hangi locaya bağlısınız ve metbu'unuzun ismi nedir?  Biz Cenova'ya tabiyiz ve reisimiz de "Barca Mişon" cenaplarıdır, diye cevap vermişlerdi?

    Bunun üzerine küplere binen Mustafa Kemal Paşa onlara hitaben: Haydi defolun, buradan cehennem olun gidin, sizi "Yahudi uşakları"
Benim milletim bana kahraman sıfatını verdi, ben sizin gibi bir Çıfıt Yahudi'ye uşak mı olacağım? Bu gece sabaha kadar Türkiye'deki bütün localarınızı kapatmadığımız takdirde; yarın teşkil edeceğim Divan-ı Harbi Örfi'ye (Sıkıyönetim Mahkemesi) hepinizi verir ve astırırım, haydi şimdi defolun karşımdan diyerek onları huzurundan kovmuştur. Bu beklenmedik olay bir anda tüm hesapları alt üst etmiştir. Lider dediğiniz şahsiyet, kararlı ve tutumlu olması sayesinde bu güçlükleri aşan insan akıl adam yani devlet aklı demektir.

    Masonların Türkiye de ki temsilcileri, yıldırım telgraf ve telefonlarla vaziyeti İstanbul, İzmir ve Adana'ya bildirdiler ve sabah olmadan hepsinin kapanma kararlarını getirip henüz sofrasından kalkmayan Mustafa Kemal Atatürk'e verdiler ve derin bir nefes aldılar. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Paşa, bu suretle cesur bir kararla bütün Mason localarını kapattı. Tabi ki Yahudi masonlar o gün yeminler ederek Atatürk'ten intikam alacaklarını belirttiler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünde ki sır perdesi hala aralanamadı ve Mason localarının kapatılmasından çok kısa süre sonra siroz hastalığından hayata gözlerini yumarak bütün memleketi ve Türk dünyasını yasa boğdu?

   Bu gün böyle büyük bir kararı alabilecek irade maalesef yok? Masonlar, başta olmak üzere ülkemizde ki bütün zararlı cemiyetler her türlü bölücü ve yıkıcı faaliyetlerde bulunuyorlar fakat bunlara kimsenin dur dediği yok? Adnan Oktar denilen meczup yıllar yılı gençliğimizi zehirledi onlarca yıl sonra ancak zararlı faaliyetlerine müdahale edilebildi? Gülen dini cemaati diye göklere çıkartılan ve devlet içerisinde paralel yapı kuran Fetö terör örgütü ancak büyük tahribatlar yaşattıktan sonra lavğ edilebildi? Fetö terör örgütünün uzantıları bu gün hala içimizde tortuları hala bu topraklarda!

   Herkes asrın büyük lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ne kadar büyük bir devlet adamı ve vatansever olduğunu tüm dünya, Mason localarını bir gecede kapatmasında ki kararında görmüştür. İşte milli ruh budur, biz zaten Kurtuluş savaşı ve Milli mücadele döneminde bu kararlılığı büyük önderimiz sayesinde görmüştük. Şimdi onun mirasçıları ve gençliği bu gün maalesef bu muktediriyetlikten yoksun ve vurdumduymaz bir şekilde günü kurtarmanın derdine düşerek böyle önemli bir meselede bile inisiyatifi kullanamamaktadır. Bu durum hepimizi üzmektedir.

    Masonlar ve zararlı cemiyetler milli kimliğimizi ve temiz pak inancımızı yok etmek için örgütsel faaliyetlerini devam etmeye çalışmaktadırlar. Hani biz yüce Türk milletinin temsilcileri neredeyiz? Milli değerlerimizi erozyona uğratan bu Masonik yapılar ile ilgili bir yaptırımı görebilecek miyiz acaba?

    "İktidar olmak önemli değildir, önemli olan muktedir olabilmektir."


Ali KARACA
21.06.2021
İSTANBUL