DEPREMZEDE VATANDAŞLAR VE SAĞLIK ÇALIŞANLARI COVID-19 RİSKİNE MARUZ KALMAMALI

İzmir deprem bölgesinde artan pandemi riskine karşı özel önlemler alınmalı

Solunum Derneği TÜSAD, İzmir depreminden zarar gören vatandaşların ve sağlık personelinin artan pandemi riskinden korunması gerektiğine dikkat çekti. TÜSAD Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Onur Turan, deprem bölgesindeki koşulların grip ve solunum yolları hastalıkları ile ilgili riskleri arttırdığı gibi, COVID-19 vaka sayısında da artışa neden olabileceğini belirtti. Turan, depremzedelere yönelik sağlık hizmetlerinin önemini vurgularken, depremzede sağlık çalışanlarına da gerekli desteğin verilmesini dile getirdi.

 

İzmir’de 30 Ekim 2020 tarihinde meydana gelen depremin ardından yaralar hızlıca sarılmaya çalışılırken, göğüs hastalıkları uzmanlarından alınması gereken pandemi önlemlerine yönelik bir açıklama geldi. Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Onur Turan, bölgedeki evlerde çok sayıda yıkılan bina ve hasarlı yapı nedeniyle pek çok insanın evinde kalamadığına, bir kısmının geçici yerleşim alanlarında barınmak zorunda kaldığına dikkat çekerek. “Bu durumun, grip ve solunum yolları hastalıkları ile ilgili riskleri arttırdığı gibi, COVID-19 vaka sayısında da artışa neden olabileceği düşünülmektedir” dedi.

 

COVID-19 BULAŞ RİSKİ ARTABİLİR

Ayrıca, evi hasar gören, depremzede konumunda çok sayıda sağlık çalışanı da bulunduğunu vurgulayan Dr. Turan, olası riskleri azaltmak ve mevcut koşulları iyileştirmek için TÜSAD olarak hazırladıkları tespit ve önerileri paylaştı. Turan, “Deprem sonrası evinde kalamayan vatandaşlarımızın bir kısmının uygun olmayan barınma koşullarına sahip olması, grip ve solunum yolu enfeksiyonu gibi çeşitli enfeksiyonların gelişme, çadır veya farklı konaklama alanlarında COVID-19 pozitif vakalar ve temaslılarla kontakt içinde olması da COVID-19 açısından bulaş riskini artıracaktır” dedi.

 

SAĞLIK HİZMETLERİ AKSAMAMALI

Bu nedenle depremzedelerin kaldıkları yerleşim alanlarının hijyen açısından iyileştirilmesinin, olası enfeksiyon şüphesinde gerekli tıbbi hizmetin verilmesinin sağlanması gerektiğini belirten Onur Turan, şu önerileri gündeme getirdi: “Geçici yerleşim alanlarında sağlık hizmetlerinin iyi ve sürekli şekilde devam etmesi gerçekleştirilmeli. Deprem sonrası geçici yerleşim alanında yaşamaya başlayan vatandaşlarımızda COVID-19 varlığı veya temaslı olma durumu kayıtlardan araştırılmalı, HES kodu alınması sağlanıp bu kodlar kontrol edilmeli, bu kişilere gerekli görülen durumlarda COVID-19 açısından tarama testi yapılmalı.”

 

DÜZENLİ MASKE TEMİN EDİLMELİ

Depremzede ve yaşam alanlarına gelen yakınlarına maskenin düzenli olarak temin edilmesi ve maske kullanımının denetlenmesi gerektiğini vurgulayan Onur Turan, şu önerileri aktardı: “Bu alanlara giriş-çıkış kontrollü olarak sağlanmalı, görevli ve depremzede yakını olmayanların girişine izin verilmemeli. Girenlerde ateş ölçümü, semptom sorgulaması yapılmalı. Barınaklarda semptom taraması, gerektiğinde PCR örneği alınması için uygun alanların oluşturulması sağlanmalı. Depremzedelere temin edilen kıyafet, gıda malzemeleri hijyenik açıdan kontrol edilmeli, gerekirse dezenfekte edilip kullanılmalı. Mümkün olan en kısa sürede geçici yerleşim alanlarında barınan depremzedelerin kalıcı konutlara yerleştirilmesi için çaba gösterilmeli.”

 

FİLYASYON EKİPLERİNE MALZEME DESTEĞİ

Çeşitli nedenlerle depremden dolayı evlerinde kalamayan COVID-19 vaka ve temaslılarının takibi konusunda sıkıntılar yaşanabildiğine işaret eden Turan, bu nedenle yapılması gerekenleri şöyle dile getirdi: “Filyasyon ekipleri bu kişilere ulaşmakta zorluk çekiyor, hasta ve temaslıların takip ve izolasyon süreçleri aksıyor. Filyasyon ekiplerinin ulaşamadığı kişilere sistem bilgileri üzerinden ulaşılmalı, depremzede olup olmadığı incelenmeli, bu kişilerin takip ve izolasyon süreçlerine devam edilmeli. Filyasyon ekiplerine, özellikle depremzedelerin yoğun şekilde bulunduğu Bornova ve Bayraklı gibi ilçelerde personel ve malzeme desteği sağlanmalı.”

 

DEPREMZEDE SAĞLIK ÇALIŞANLARI UNUTULMAMALI

“Öncelikle sağlık çalışanlarının da depremzede oldukları unutulmamalı” diyen Turan, şu noktalara dikkat çekti: “Sağlık çalışanlarının kendilerinin ve yakınlarının sağlık, güvenlik, konaklama gibi temel gereksinimleri ile ilgili sorunları giderilmeli, bu konuda ilgili birimlerden destek sağlanmalı. Sağlık sorunu yaşayan depremzedelerle sağlık çalışanlarının teması bu süreçte artmış olup, bu durum sağlıkçılarda COVID-19 görülme riskinde artışa neden olmuştur. Depremzedelerle sahada ve hastanede yoğun teması olan sağlık çalışanlarının semptom sorgulanması sıklaştırılmalı ve daha sıklıkla COVID-19 tarama testleri yapılmalı. Bu arada deprem sürecini yaşayan sağlık çalışanlarına psikososyal desteğin bu süreçte planlanması uygun olacaktır.”